Mevlânâ ile özdeşleşmiş bu meşhur dörtlük:
Gel, gel, ne olursan ol yine gel,
İster kâfir, ister mecûsî, ister puta tapan ol, yine gel...

Gerçek ne?
Mevlânâ uzmanlarının büyük çoğunluğu bu rubâinin Mevlânâ'nın eserlerinde (Mesnevî ve Dîvân-ı Kebîr'in güvenilir nüshalarında) bulunmadığını belirtir. Rubâinin, Mevlânâ'dan yaklaşık iki yüzyıl önce yaşamış İranlı sûfî Ebû Saîd-i Ebu'l-Hayr'a nispet edildiği ifade edilir.

Neden Mevlânâ'ya mal edildi?
Mevlânâ'nın hoşgörü ve sevgi vurgusuyla uyumlu olduğu için zamanla ona atfedilmiş ve özellikle 20. yüzyılda turistik tanıtımlarla yaygınlaşmıştır.

Mevlânâ'dan gerçek bir söz:
Mevlânâ, Mesnevî'nin girişinde ney'in dilinden ayrılığı anlatır: "Dinle bu ney nasıl şikâyet ediyor, ayrılıkları nasıl hikâye ediyor..."

Başka yanlış atfedilen sözler biliyorsanız paylaşın, birlikte araştıralım.